<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?><rss version="2.0"><channel><title>Estetikte Son Yenilikler</title><description>Estetikte Son Yenilikler</description><language>tr</language><item><title>Göğüsleriniz ve Hamilelik</title><author>Nazmi Bayçın</author><link>http://www.göğüsestetiği.net/gogus_diklestirme/gogus_diklestirme.html</link><description>Hamilelik veya yaşlanmaya bağlı olarak göğüs dokusu zaman içinde azalıyor ve göğüslerin içi boşalarak ya da dış derisi aşırı derecede bollaşarak, sarkmaya neden oluyor. Çeşitli nedenlerle sarkan göğüsler, estetik ameliyatla dikleştirildiğinde bütün dış hatları daha da gençleşiyor. ESKİ BİÇİMİNE KAVUŞUYOR! Sarkma genellikle; derinin elastikiyetini kaybetmesi, yer çekimi, sık sık kilo alıp verme, hamilelik, emzirme gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Zaman içinde organlar şeklini ve sertliğini yitiriyor. Bazen, genç kızlarda bile genetik olarak göğüslerde sarkma olabiliyor. Çok sayıda hasta göğüslerinin büyüklüğünden şikayetçi olmasa da, daha genç bir yapıya ve biçime sahip olmak için dikleştirme ameliyatına başvuruyor. “Mastopeksi” de denilen ve genel anestezi altında, çok kısa sürede yapılabilen, basit bir ameliyatla bu organlar yeniden eski dolgunluk ve dikliğine kavuşturulabiliyor. Göğüslerinizin büyüklüğü vücudunuza göre orantılı olmakla birlikte sarkmışsa, dokular sertliğini kaybetmişse, meme uçları ve çevresindeki kahverengi kısım aşağıya doğru bakıyorsa, şekli bozulmuş ve ileri derecede büyümüşse, göğüs dikleştirme ameliyatı için uygun olabilirsiniz. Göğüslerin sarkması ve sertliğini kaybetmesi, kimi kez kalıtımsal olabiliyor. Bazı vakalarda ise iki meme birbirinden farklı gelişebiliyor. Biri sert ve dikken diğerinde belirgin bir sarkma görülebiliyor. Biri büyükken, diğeri daha küçük de olabiliyor. Bu sorunlar ameliyat ile gideriliyor. Süt kanallarına dokunulmadığı için göğüs dikleştirme ameliyatı bebeği anne sütünden yoksun bırakmıyor. Göğüs dikleştirme ameliyatı geçiren hasta, ertesi gün işine gidebiliyor. Ciddi bir ağrı söz konusu değil. Konulan bandajlar, istenilen şeklin elde edilmesi ve yaraların sorunsuz olarak iyileşmesi için 15 gün kadar bekletiliyor. Bu süre boyunca sigara içilmemesi gerekiyor. Bandajlar 15 günün sonunda çıkarılıyor, hastanın ameliyat sonrası kendini zorlayıcı, yorucu aşırı kol hareketlerinden sakınması gerekiyor. Hastanın ameliyattan sonra 7-14 gün boyunca cinsel aktivitesini de kısıtlaması gerekiyor. 2-3 ay kadar özel sutyenler kullanılıyor. Göğüs, bu süre içinde son şeklini alıyor. Başlangıçta yukarı doğru ve biçimi bozuk gibi görünen organ, yavaş yavaş yerçekimi ile aşağı doğru inerek ucu ve kendisi dik olarak, formunu buluyor. Süt kanallarına dokunulmadığı için, ameliyat süt vermeyi engelleyecek herhangi bir soruna yol açmıyor. Tam iyileşme 3-6 ay kadar sonra tamamlanıyor. Göğüs dikleştirme ameliyatı, konunun uzmanı kişilerce uygulandığında kolay sayılabilen ve risksiz bir operasyon. Genel anestezi ile yapılabiliyor. Bu tür vakalarda buradaki dokunun toparlanması, genişlemiş meme ucunun küçültülmesi ve fazla olan derinin kesilerek çıkarılması ile göğüslere yeniden şekil veriliyor. Ancak meme dokusunda küçülme de varsa, ameliyat sırasında küçük bir destek, yani bir protez yerleştirilebiliyor. PROTEZ TOPARLIYOR! Bu protez hem dolgunlaşma hem de büyüme sağlıyor. Ameliyat, yapılacak olan uygulamanın durumuna göre 1-3 saat kadar sürüyor. Ayrıca; çok az sarkmış göğüslerde, sadece protez yerleştirerek toparlanmayı sağlamak da mümkün. Ama göğüsleri tamamen sarkmış olan hastalarda, büyütme ve toparlama işlemleri bir arada yapılıyor. DOKU DURUMU ÖNEMLİ ! Burada önemli olan meme dokusu. Doku yeterli ise, toplama ameliyatı ile istenen biçim verilebiliyor. Bu ameliyatlarda meme yapısı ve derisi toparlanarak, ucu yukarı alınıyor. Ameliyat sadece meme başından yapılabildiği gibi, şekil bozukluğu fazla olduğunda meme altına kadar uzayan bir kesi de açılabiliyor. İleri vakalarda ise, meme altında T şeklinde bir kesi yapılıyor. Kesi izleri, beyaz tenli hastalarda zaman içinde iyice azalıyor. Genel uygulama, meme başının etrafından ve alta doğru uzayan bir iz şeklinde yapılıyor.</description></item><item><title>Yanlış Sütyen Kullanımı Göğüsü Bozabilir !</title><author>Nazmi Bayçın</author><link>http://www.göğüsestetiği.net/gogus_diklestirme/gogus_diklestirme.html</link><description>Kadınların % 80&#8242;inin sütyen alırken yanlış ölçü kullanıyor. Göğüslerde meydana gelen sarkma, yumuşaklık ve deformasyonda bedene uygun olmayan sütyen kullanımı büyük etken. Göğsü küçük kadınların silikon destekli, çok büyük olanların ise bedenini tamamen saran ve rahatsızlık verecek kadar sıkan sütyen kullanması, göğüsü derli toplu göstermeye çalışırken daha çok çirkinleştiriyor. Dar sütyen koltuk altlarında yağ birikimine neden oluyor. Sanki koltuk altında bir göğüs var gibi izlenim bırakıyor. Bunun yanı sıra göğsü dik tutmak için yukarı çekilen askılar omuz ağrılarına da yol açıyor. Dar sütyenden koltuk altı ve beden çevresinden taşan yağ birikintileri zamanla vücutta kalıcı şekil bozukluğuna yol açıyor. Tamamen yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüsler yer çekiminden daha fazla etkilenerek sarkıyor. Evde iş yaparken ya da spor yaparken de sütyen çıkarılmamalı. Sadece gece yatarken çıkarılmasında sakınca yok. Göğüs derisinin güneşin zararlı ışınlarından vücudun diğer bölümlerine göre daha fazla etkilenir, bu nedenle üstsüz güneşlenme de önerilmiyor. Kadınlara sık kilo alıp verme de tavsiye edilmiyor. Çünkü, kilodan dolayı büyüyen göğüs kilo verildiğinde tamamen sarkabiliyor. Kadınların beden çevresi ve göğüs çapını dikkate alarak sütyen seçmeleri gerekmekte, aksi takdirde göğüs estetiğinin bozulacak, yumuşaklık ve deformasyon oluşacaktır. Göğüs estetiğini korumanın en iyi yollarından biri de aşırı sıcak sudan kaçınmak. Sıcak su yerine ılık su ve ardından soğuk duş şoku yapılabilir. Bu durumda kılcal damarlar harekete geçecek ve göğüs dirilik kazanacaktır. Ayrıca, sürekli yüz üstü yatmak da faydalı. Çünkü, yüzüstü yatışta vücut göğüse aşırı baskı yaptığından deformasyon daha hızlı görülür. Göğüs için en ideal spor yüzme olmakla birlikte bazı göğüslerin ne kadar özen gösterilirse gösterilsin genetik yapıdan dolayı mutlaka estetik ameliyata ihtiyaç duyuluyor.</description></item><item><title>Göğüs Büyütme İlaçları Etkisiz</title><author>Nazmi Bayçın</author><link>http://www.göğüsestetiği.net/gogus_buyutme/gogus_buyutme.html</link><description>Amerika’daki George Washington Üniversitesi’nden Estetik cerrah Dr. Adriane Fugh Berman’a göre bilimsel olarak yararlılığı ispatlanmamış göğüs büyütme ilaçlarına başvuran kadınlar paralarını sokağa atmakla kalmıyor, uzun vadede sağlıklarını da tehlikeye atıyor. Östrojeni taklit ediyor Bitki özlü bu hapların öströjen hormonunu taklit ettiği için başta göğüs kanseri olmak üzere çeşitli risklere davetiye çıkardığını savunan Berman, kadınlardan enerjilerini özgüvenlerini geliştirmek için harcamalarını istedi. Türk uzmanlara göre; Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu (Estetik ve Plastik Cerrah): Bu hapların bir işe yaramadığı kesin. Göğüs büyütme gibi bir etki, hapla olacak şey değil. Hormon olsa sadece memeleri büyütmez, pek çok yan etkisi olur. Memeleri büyütme etkisi olsa bütün vücudu etkilemesi lazım. Prof. Dr. Coşkun Tecimer (Hematolog - Onkolog): Eğer içinde östrojen varsa kansere yol açma ihtimali olabilir. Göğüs büyüttüğüne göre östrojen içeriyor olabilir. Menopoz sonrasında kullanılan östrojen preparatlarının da kansere yol açtığı yönünde görüşler var. Son çalışmalarda bu preparatların kanseri bir miktar artırdığı tespit edildi. Dr. Can Gürbüz (Türk Meme Hastalıkları ve Meme Kanseri Vakfı Başkanı): Bu tür hapların ne içerdiğini bilmiyorum. Östrojen içerebilir. Östrojen hormonu içerdiği takdirde menopoz sonrası meme kanseri riski ne kadarsa, bu hapların yol açtığı kanser riski de aynı düzeyde olur. </description></item><item><title>Estetik Dünyasında Türkiye</title><author>Nazmi Bayçın</author><link>http://www.göğüsestetiği.net</link><description>Gelişen dünyada insanlara her türlü konfor ve estetik sınırsız olarak sunulmaktadır. Teknoloji ile birlikte sahip olunan yenilikler de insanoğlunu her zaman güzel olmaya ve yıllara dur diyebilecek güç arayışına itmiştir. Temel yaşam standartlarına sahip her insan, daha estetik yaşam için çaba harcar. Yaşadığı evde, giydiği kıyafette, yediği yemekte daha estetik bir tarz arar. Estetiğin asıl yansımasını da kişinin kendi vücudunda görürüz. Türkiye de artan ekonomik ve sosyal ortam kişilerin estetiğe yönelmesini sağlamıştır. Kadın ve erkek her iki cins sahip oldukları sosyokültürel duruma göre estetik taleplerini belirlemektedir. Kişinin kendisini daha iyi hissetmek için yaptırdığı işlemler özsaygısını ve özgüvenini kazanmasını da sağlamaktadır. Estetiğin temelinde sağlık ve temizlik yatar. Ruh ve beden sağlığı yerinde bireylere yapılan işlemlerden anlamlı sonuçlar alınır. Ülkelere, bölgelere göre değişen estetik işlemlerindeki talebi öğrenmek için Etiler’de hizmet veren Beyaz Klinik’in kurucusu Op.Dr.H.Nazmi Bayçın ile görüştük. Sayın Bayçın kendilerine estetik işlemler için gelen hastaların %80-85 oranında bayan olduğunu belirtti. Hastaların cerrahi ve ameliyatsız olarak estetik işlemler yaptırdıklarını ve en fazla ameliyatsız estetik işlemlerin yapıldığını belirtti. Kadın ve erkek için yapılan ameliyatsız işlemler de lazer epilasyonun ilk sırada, botoksun ikinci sırada, üçüncü olarak da dolgu uygulamalarının yapıldığını bildirdi. Dünyada ve Türkiye’de yapılan en fazla estetik operasyonun burun operasyonu olduğunu bayan ve erkeklerde bunun ilk sırada yer aldığını belirten Bayçın, kliniğine başvuran hastalarındaki diğer operasyonları şöyle sıraladı: Kadınlarda ikinci olarak protezle meme büyütme,üçüncü olarak liposuction ve dördüncü olarakta meme küçültme operasyonlarını sıraladı. Erkeklerde burun operasyonu sonrası, saç ekimi ve liposuction işlemlerini sıraladı. Op. Dr. Nazmi Bayçın operasyonların yaşlara ve coğrafi bölgelere göre dağılımını ise şöyle sınıflandırdı: Estetik işlemlerin çoğu özel merkezlerde yapıldığı için kesin olarak bölgesel olarak istatiksel bir analizin yapılamayacağını Türkiye’nin doğusunda ya da batısında şu operasyon çok yapılıyor demenin çok net olmayacağını belirtti. Türkiye’nin dünyada en fazla burun operasyonları yapılan ülkelerden biri olduğunu ve Türkiye’nin de her bölgesinde en fazla burun operasyonu yapıldığını ekledi. Kendisine başvuran hastalarda, estetiğin en fazla yapıldığı yaş olarak 25-35 olduğunu belirtirken burun operasyonlarından sonra Marmara ve Ege bölgesinden gelen genç kadınlarda meme protezi, Anadolu’dan gelen kadınlarda meme küçültme işlemlerinin daha fazla yapıldığını belirtti. Gençlerde burun operasyonları, liposuction ilk sıralarda olurken orta yaşlı erkeklerde göz kapağı estetiği, orta yaşlı kadınlarda göz kapağı estetiğine ek yüz gençleştirme, meme dikleştirme ve karın germe, ileri yaşlarda her iki cins için de yüz germe işlemlerinin yapıldığını öğreniyoruz. Estetik cerrahinin sunduğu bu imkanlarla daha güzele ulaşıp, zamanı durdurmanın ya da geriye almanın da mutluluğunu yaşamak bizlere kalıyor.</description></item></channel></rss>